DUA
14.11.1992
Soğukta terlemek, ya da sıcakta üşümek.
Her iki hali bir arada yaşamak mümkün mü?
Söyleseler inanmazdım.
Ama doğruymuş.
Soğukta terlemek ve sıcakta üşümek.
Soğuk ve terlemek, ikisi de bir birinin zıddı.
Sıcak ve üşümek o da öyle.
Bu her iki duyguyu da yaşadım.
Bugün.
Çaresizlik meğer ne kötü şeymiş öyle.
İnsan elinin yetişemediği ve yapamadığı, istediği ve gönülden arzuladığı halde,
yardım edemediği yakınlarına, hem de çok yakınlarına el uzatamamak ne kötü.
Sen çaresiz ol.
Yine sen çaresize çare ol.
Mümkün mü acaba?
Allah’ın rahmeti boldur.
Hiç ummadığın yerden bakmışsın çare bulunmuş.
Evet, bugün.
Sıcakta olduğum halde üşüdüm. Hem de çok üşüdüm.
Çaresizlikten.
Evet, bugün.
Soğuk iliklerime işlediği halde terledim.
Çaresizlikten.
Aman Allah’ım.
Çare sensin.
Sığınacak kapı Sen.
Bu satırları niye yazdım?
Bilmiyorum.
İstedim ki çaresizliğim,
Çare verene ulaşsın
Ya Rab! Çare ol şu çaresize.
Duygularımı kâğıda dökmesini bilmem.
Ama bu gün birine açılmalıydım.
Yoksa,
Kâğıt kim, kalem kim ve ben kimim.
Şifre gibi yazdım.
Çaresizliğimi.
Derde deva olur diye.
Kâğıda bile açıkça yazamadım çaresizliğimi.
Ben sorunlarını ve sırlarını başkalarına anlatanlardan değilim.
Çaresiz olduğumu kimseler bilmesin isterim.
Kim olursa olsun en yakınım bile.
Yer, kemirir beni içten içe tüm dertlerim.
Yinede anlatamam işte, hiç kimseye.
Yazdım buraya kapalı olarak ama,
Kâğıda bile şifreli yazmak beni rahatsız etti.
Yüce Yaradan anlar halimi.
Zaten arz etmekti ona derdimi.
Ya Rabbi!
Sen çaresizlerin istinatgâhısın.
Kurtar sana sığınanları, sonra beni.
Kalbim sıkıştı.
Tövbe Allah’ım.
Bu bir isyan asla değil.
Bir el açış, bir yalvarış.
Gidecek yeri, çalacak kapısı olmayan bir kulun yakarışı.
Önün de diz çöküp çaresizliğine çare dilenen hakir, zelil ve günahkar birinin,
günahlarının bedeli olarak duçar olduğu çaresizliğe çare istemesidir.
Ya Rabbi!
Çaresizliğimi sana şikayet ediyorum.
Ve Senden çare dileniyorum.
Boş çevirme Allah’ım.
Âmin.